Proje Sofuyer

NEDİR?

Proje Sofuyer, şehir içi ve o kadar da şehir içi sayılamayacak bölgelerdeki gri alanlara yerleştirilecek basit ve modifiye edilebilir bir çardak tasarımıdır. Sofuyer, Türkiye’nin ortak alanları giderek azalan ve ortaklık ihtimalinin bile ortadan kaybolur gibi göründüğü yerleşim yerlerinde insanların yan yana var olmalarına, yalnızca fiziken var olmalarına izin verecek yeni ortak alanlar yaratmayı hedefler. 

Proje, sofuyer adı verilen bir tasarım etrafında örgütlenir. Sofuyer bir kamusal/ortak alanın mimari arketipini yansıtan bir modeldir. İki katmanlı bir yapıdan meydana gelir: birinci katman kalıcı bir yapı malzemesinden yapılmış ve dış etkenlere bağlı olarak herhangi bir zamanda demonte edilebilen yapıdır. İkinci katman ise bu yapı demonte edildiğinde geride kalacak olan asmalardan oluşan katmandır. Beraber vakit geçirmek için kullanılan ortak alanların üzerinde, yağmurdan ve güneşten korunma amacıyla sıklıkla ve geleneksel olarak yetiştirilen üzüm asmasının kullanılması, proje alanının bir ortak alan olarak işaretlenmesine yardımcı olur. 

Sofuyer yapıları düzenli olarak yüksek sayıda ziyaretçi ağırlayan alanlara yerleştirilecektir. İdeal olarak yapının her alanda en az üç ay kalması beklenir. Tasarım iç içe geçirilmiş tahtalarla inşa edilecek, böylece inşa sürecinde de katılımcılığa ve gerektiği noktada yapısal değişimlere olanak sağlanacaktır. 

NEDEN?

Bize doğru, yaşadığımız mekanlara doğru gelmekte olan bir şey var. 

Bazılarımız için bu şey halihazırda burada – “burayı” halihazırda işgal etmiş ve “buraya” dair bütün ihtimalleri kendi suretine dönüştürmüş halde. Semtlerimiz, doğduğumuz ve büyüdüğümüz sokaklar, içinde yaşadığımız mahalleyi oluşturan sşmalarla bir araya geldiğimiz köşeler ve eşikler kimi zaman yasal, kimi zaman ise yasa-ötesi tek taraflı hamlelerle enkaza çevriliyor. Yıllar yılı süren emekle inşa edilmiş kent coğrafyaları moloz yığını haline getiriliyor. Bakkallar ve manavlar, kahveler ve lokaller, güzellik salonları, balkonlar ve çardaklar enkaz altında kalıyor – barındırdıkları anılar ve hayatlarla beraber. 

Bazılarımız için enkaz henüz “buraya” varmış değil, ama gelişini parça parça izleyebiliyoruz. Bir yerlerde bir kısım sahil alanının özelleştirilerek kapatılması uzun yıllar boyunca tanımadık insanlarla sohbet ederek vakit geçirilmiş çay bahçelerinin de kapatılması anlamına geliyor. Küçük bir dörtyolun iptal edilip yerine altgeçit yapılması oradaki dükkanların ve kaldırımların kapatılması. Kamusal alanların giderek artan bir şekilde güvenlik politikalarına tabi tutulması, neredeyse sokakta mevcut bulunmak için geçerli bir sebebe ihtiyaç duymamızı gerektiriyor – iş, tüketim ya da bir özel alandan diğerine geçiş halinde olmak gibi meşru bir sebep. Şehir coğrafyasına yapılan görünüşte farklı müdahaleler ortak bir eksende buluşuyor: gerçek anlamıyla kamusal olan alanların ortadan kaldırılması. Yeniden tasarlanan şehir coğrafyası ise bu sefer başka bir mantığa göre kuruluyor: hiçbir şeyin “boşa gitmemesi” ya da “şansa bırakılmaması” gerektiğini ileri süren bir piyasa mantığı. 

Oysa ortak alanların ortak olmak dışında herhangi bir amacı olmaması gerekir. Ortak alanlar ortaklıktan, birliktelikten ne çıkabileceğini görmemiz için oradadırlar – “biz”in ne olduğunu ortaya koymak için. Ortak alan Bataille’cı anlamda bir israftır: Orada kaynaklar bir şeyler üretmek için, faydalı olmak için değil, mutlak olanın işaretlenmesi için harcanır. Bugünün egemenlerinin tam da bu ortak alanı ortadan kaldırmak için uğraşıyor olması bu bakımdan tesadüf olarak görülemez. Ortak alana karşı yapılan taarruzun ardında bir iktidar mantığı yer alır. Bu iktidar mantığında, toplumu oluşturan birimler birbirine değil, yalnızca merkezlere bağlı olarak düşünülürler. Ortaklık yalnızca bu tek ve büyük öteki’ne kurulan ortak bağ aracılığıyla kurgulanır. Proje Sofuyer ortaklıklara dair bu mantığa meydan okuyacak bir mikro-müdahaledir. 

NASIL?

yapısal arketip

Proje Sofuyer yenilenebilir ve dönüştürülebilir bir “yapısal arketipin” kentsel ve kentsel olmayan coğrafyalara mükerrer bir şekilde yerleştirilmesiyle “ortak alanları geri getirme” amacı taşır. 

Projenin çıkış noktası yukarıda bahsettiğimiz durumun farkına varılması ve ortak bir alanın nasıl olması / nasıl hissedilmesi gerektiği üzerinde tartışmalarımız olmuştur. Bir ortak alan herhangi bir yer olabilir: umumi bir tuvalet, bir alışveriş merkezi ya da bir doktorun muayenehanesi de birer ortak alandır. Ancak bu projenin konusu “kendisi için ve kendi içinde ortak alan” olan mekanı ortaya koymaktır. Kendisi için ve kendi içinde ortak alan, her şeyden önce kendi mevcudiyetini ve kendi niteliklerini sürdürme amacına hizmet eden bir ortak alandır. Kişiler-arası olmanın ötesine geçen bir ortaklığa hizmet eder. Mahrem ya da özel çıkarlara hizmet etmez: Ortak alanda tanışan insanlar birlikte bir aile kurmaya ya da bir şirket kurmaya karar verebilirler, ancak ortak alan için bu birliktelikler birer yan üründür. Ortak alan tüm bu birlikteliklerin kurulmasına izin veren amaçsız çoğulluğun mekanıdır. Bu, ortak alanın her zaman çoğulcu olduğunu söylemek değildir – ortak alan dışlayıcı, hatta zaman zaman doğrudan faşizan olabilir. Ancak ortak alan, kendi içinde ve kendisi için ortak alan olarak kaldığı müddetçe onda bir ihtimaller çoğulluğu söz konusudur ve bu ihtimaller her zaman kendini gösterebilir. 

Kendi içinde ve kendisi için ortak alan mefhumu bir soyutlama olmak zorunda değildir. Daha ziyade, farklı tarihsel dönemlerde ve coğrafi bölgelerde kendini tekrar eden bir model, insan coğrafyasına uygulanan son derece somut bir model olarak düşünülebilir. İdeali olan herkesin içerilmesi ve saf ortaklığa hiçbir zaman tam olarak ulaşmayabilir, ancak her zaman bu ideale doğru bir hamle yapar. Jung’cu anlamda bir arketip olarak düşünülebilir – insanların ortak yaşamı kadar eski, insanın kolektif bilinç(dışı)na dair öğelerin kristalize olduğu evrensel bir örüntü. 

Sofuyer kendisi için ve kendi içinde bir ortak alanın mimari arketipi olduğu düşünülen bir modele yaslanır. Bu model şunları içerir: 

– İnsanların bir çoğulluğunun hayatlarını sürdürdükleri bir alanın sınırlı bir bölümünü kaplayan ve insanların erişimi dahilinde olan, sınırları belirlenmiş bir fiziki mekan. 

– Bu sınırları belirlenmiş fiziki mekana giriş ve çıkış serbestisi.

– Mekanın içerisinde bulunan insanların mekanda bulunan diğer tüm insanlarla etkileşime girmesine, onları algılamasına ve onlarla iletişime geçmesine olanak sağlayan bir fiziki tasarım – insanların birbiriyle yüz yüze gelecek şekilde oturdukları bir dairesel yapı.

– Fiziki mekanın içinde kalan insanların mekanın sınırları dışında kalan alanı aracısız olarak algılamalarını, bu alanla etkileşime girebilmelerini ve gerek görüldüğünde fiziki mekanın sınırlarını bu alanı kapsayacak şekilde genişletebilmelerini sağlayan bir yapısal tasarım.

– Kendisini çevreleyen alandan farklılaşmış bir merkez bölge. 

Sofuyer gittiği her yerde kendi içinde ve kendisi için ortak alanın bu mimari arketipini yeniden kurar. Kentsel ve yarı-kentsel alanların gri bölgelerine geçici bir şekilde konuşlanarak ortak alanı hayata döndürmeye çalışır. Hiçbir sermaye akışının ya da emeğin beklenmediği, insanların sadece durmak ya da oturmak için geldikleri, birbirlerini gördükleri ve birbirleri tarafından görünür oldukları bir ortak alan. 

Göçebe modu

Sofuyer göçer. Onun belirlediği alan onun hareketliliği tarafından, demonte edilme ihtimali tarafından, geçiciliği tarafından belirlenmiş bir alandır. Göçerliği özerkliğinin garantisidir – kendisi için ve kendi içinde var olma koşulları ortadan kalktığı anda bulunduğu yeri terk edecektir. 

Kendisi için ve kendi içinde ortak alanların erozyonu her zaman özelleştirme demek değildir. Bir alan özel alan haline gelerek olduğu kadar, karakamu tarafından massedilerek de ortak alan olmaktan çıkabilir. Sofuyer ise göçebe oluşuyla özerktir. Göçebenin kaldığı yerin mükemmel olması gerekmez zira o zaten yeniden göçecektir. O, bulunduğu yerin kaynakları ona yettiği kadar, onsan kulluk talep eden efendiler ortalıkta görünmediği müddetçe orada kalacaktır. Kendi içinde ve kendisi için var olma imkanları ortadan kalktığında o da göçünü alır. 

Benzer bir şekilde, Sofuyer  de bir göçebe davranış kodu izlemektedir. Sofuyer gerilla mimari tarzında inşa edilir. Tıpkı bir gecekondu gibi, kısa süre içerisinde ve o alanda halihazırda bulunmakta olan insanlarla işbirliği içerisinde yapılır. Kentsel ve kentsel olmayan alanların gri bölgelerinde, mülk sahibi olan birinin kontrolünde olmayan ya da mülkiyeti tartışmalı alanlarda kurulur. Mutlaka düzenli ziyaretçi sayısının çok olduğu alanlar tercih edilir – dörtyollar, otoyollar arasında yayalar için geçiş patikası haline gelmiş yeşil alanlar, insanların oturup çekirdek çitleyebileceği herhangi bir alan barındırmayan mahalleler. Bir yere gidip insanları oraya davet etmektense onların olduğu yere gider. Sofuyer mimari ve komünal bir performans işidir. Her zaman kendisi için ve kendi içinde ortak alan olmanın bir anlamının olacağı yerlere konar. Ortak alanın tehlike altında ya da ortadan kalkmış olduğu yerlere giderek mekana musallat olur. 

asma, geri kalan kısım

Fakat Sofuyer sadece göçen bir yapıdan ibaret değildir – ardında bir zamanlar buradan bir şeylerin geçmiş olduğunu anıştıracak bir kalıntı bırakır. Bu, Sofuyer’in iki katmanlı tasarımı sayesinde mümkün olur. Demonte edilerek göçen yapının ardında ve üstünde büyüyen ve o katman gittiğinde geride kalan bir başka katman daha vardır. Gittiği her yerde yapının üzerine yerleştirilen asma (vitis vinifera) bu katmanı teşkil eder. Asma sayesinde Sofuyer yaşayan ve kullanılabilir bir alan haline gelir. Yapının gitme vakti geldiğinde asmalar geride kalır ve orada kalanların bakımına bırakılırlar. Onlarla beraber mekanda devam ederler. 

Asma sofuyer’i kendi içinde ve kendisi için ortak alan haline getiren etkenlerden temel bir tanesidir. Zira bildiğimiz gibi bir mekana kimliğini veren maddi özellikleri ya da mimarisinden ziyade insanların ona atadığı anlamlar ve işlevlerdir. Asma bu mekanın tartışılmaz olarak bir ortak alan olduğu mesajını verir. 

nasıl

Sofuyer’in temel inşa malzemesi tahtadır. Tahtalar iç içe geçme yöntemiyle bir araya getirilirler. Birleştirilmiş yapı daha sonra zemine sabitlenir. Kullanılan tüm malzemeler inşaat ekibi tarafından civardaki üreticilerden temin edilir. Elektrik tesisatı strüktürün içine yerleştirilir. Önerilen inşa tekniği, inşaata dair önceden herhangi bir bilgi sahibi olmayanların da katılabilmesini sağlamak adına, oyuncak blokların bir araya getirilmesini hatırlatan basit bir sistemdir.

info@atinush.com

Atina Kolektif© 2019

EU_Flag-2
logo3

Bu websitesi Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Atina Kolektifi’ne aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

sasd