BİR GRUP KADIN:
Atina Kolektifi bir grup kadını bir araya getirir. Bir grup kadın – zira cinsiyetin biyolojik bir tanımına bağlı kalmasak da bugünün toplumunda bir kategori olarak kadınların mevcut bulunduğunu ve bu kategori içerisinden toplumsallaşmanın kişinin duygu ve davranışlarını belirlediğini görüyoruz. Bu yüzden bir kadın kolektifi – bu kategorinin
içinden nasıl hareket edebileciğimizi görmek için. Kolektif bu bir grup kadının kimler olduğunu açıkça tanımlamak istemez, çünkü böyle
bir tanımın sonucunda hudutlar ve kimliklerin oluşmasından endişe eder. Kolektif kendini pratikler üzerinden gerçekleştirir, kolektifin içinde ya da dışında olmak da pratikler aracılığıyla gerçekleşir. Kolektif buluşmalarla meydana gelmiştir, buluşmalar aracılığıyla genişlemeyi umut eder.

BİR GÜN, BİR NOKTADA:
Kolektifin ne zaman başladığına dair herkesin verecek farklı cevapları olabilir. Ancak kolektifin ilk buluşmasının gerçekleştiği tarih Haziran 2017 tarihidir.
2017 ilk baharının ilk günlerinde Esra’nın ortaya attığı bir fikir: Bir grup kadın ve sadece kadın olarak toplaşıp kendi sanatımız ya da merakımız ile uğraşabileceğimiz, birbirimize öğretip birbirimizden öğrenebileceğimiz bir buluşma yapma fikri. Hayal, biraz izole bir yerde, şehir dışında, deniz kenarı ya da bir dağın tepesinde, sadece kendimize, birbirimize ve uğraşmak istediğimiz meşgalelere odaklanabileceğimiz bir yerde olmaktır. Buluşmadan herhangi bir sonuç almaya dair herhangi bir hedef konmayacaktır.
Esra bunu yıllar sonra Ankara’da yeniden karşılaştığı Sanem’e söyler. Sanem yalnızca bir yıl önce Paris’te tanışmış olduğu ve çok da iyi tanımadığı, fakat bu fikre bayılacağını bildiği Burcu’ya haber verir. Burcu Céline’e söyler, Céline Claire ile konuşur. Esra Çiğdem’e, sonra Perihan’a bu fikrinden bahseder. Bu arada Burcu ve Céline beraber yaptıkları bir iş için Diyarbakır’a gittiklerinde Güli’yle tanışırlar. O sıralar organize edilmekte olan ve adı “serbest üretim toplaşması” ya da “modest
feminist festival” olarak konmuş olan buluşmaya katılması için onu da ikna ederler.
İlk buluşma Balıkesir’in Güre ilçesinde, Burcu’’nun teyzesinin yazlığında gerçekleşir. Hava henüz serindir ve tatilcilerin kalabalığı Güre’ye henüz ulaşmamıştır. Bu buluşmayı özel kılan şeyler öncelikle pratiklerdir – dış dünyayla sınırlı ve ortaklaşa temas, erzakların hep birlikte ve ortak bütçeden alınması, ya da meyve toplamaya birlikte gidilmesi gibi. Sosyal medyanın ve telefon görüşmelerinin günün belli zamanlarına sınırlandırılması beden ve zihin olarak anda mevcut olmamıza yardımcı
olur. Bulunduğumuz yerde ve birlikteyizdir, birlikte olmanın meydana getirdiği meselelerle hep beraber ilgileniriz. Ancak bu buluşmanın kendisi kolektifi meydana getirmez. Bu buluşmanın kolektifin ilk buluşması olduğunu ancak geriye dönük bakışla biliriz. Buluşmanın sonunda,
yaşadığımız şeyi çok sevdiğimizden, bunun bizi çok iyi hissettirdiğinden ve bunu sürdürmek istediğimizden eminizdir; ancak bunu nasıl yapacağımızı bilemeyiz. Buluşmadan sonra uzun süre şu soruyu tartışırız: Şimdi biz neyiz? Zamanla bir kolektif olduğumuza karar veririz. Buna ne zaman ve nasıl karar verdiğimizi bir süre sonra unuturuz.

NEDEN KOLEKTİF
Hiç kimse bu birlikteliğe neden ve nasıl kolektif adının verildiği hatırlamamaktadır.
Mümkün olan bütün örgütlenme biçimlerini gözden geçirerek kolektif olmaya karar vermiş değiliz. Sevdiğimiz için bu kelimeyi seçtik ve şimdi o olmaya çalışıyoruz. Kolektif, anlamı tam olarak bilinmese de insanı kendine çeken o duygusal olarak yüklü kelimelerden bir tanesi. Seviyoruz ve yapıyoruz, performativiteye inanıyoruz.

NEDEN ATİNA
Kolektifin bir kısmı şimdi Atina’da yaşıyor olsa da Atina isminin kolektife verilmesi bu durumdan çok önce, şimdi Atina’da yaşayan kişilerin aklında Atina bir ihtimal olarak bile yokken gerçekleşti. Esra, Céline ve Sanem tanıştıktan kısa bir süre sonra, Nisan 2017’de, artık var olmayan Cyklopi işgalevinde düzenlenen Queer Feminist Bahar Festivali’ne katılmak için Atina’ya gelmişlerdi. Mesajlaşma uygulamalarından birinde, seyahat süresince haberleşmek için kurdukları gruba Atina ismini verdiler. Güre’de gerçekleştirilecek olan buluşma için hazırlanırken tanıştıkları, buluşmaya katılacak insanları bu gruba eklendi ve grup genişledi. Grubun isminin değiştirilmesi birkaç kez teklif edildiyse de bu değişiklik hiçbir zaman yapılmadı. Böylece Atina Atina olarak kaldı. Bazen şehirden mi yoksa kolektiften mi bahsettiğimizi netleştirmemiz gerektiğinde birine Atinuş, diğerine Atina diyoruz – hangi kelimenin hangisine referans verdiği her zaman net olmasa da.

BİR ARADA
İçinde yaşadığımız dünya son derece rekabetçi ve bireyci. Sanat dünyası için bu çok daha geçerli. Bireysel deha mitinin geçerliliği sürüyor. Çoğunlukla, sanatın – mümkünse dünyevi dertlerden azade olması gereken – bazı özel bireyler tarafından gerçekleştirilebilecek özel bir faaliyet alanı olduğuna inanılıyor. Ancak üretimi yeniden üretimden ayıran (ve ikinciye birinciden çok daha düşük bir değer atfeden)
bu düşünme biçimi dünyayı ikiye ayıran ve üremeyi, eğlenmeyi, yeniden üretimi, sürdürülebilirliği ve bakımı değersizleştiren ikili düşünme biçiminin bir başka formu. Atina Kolektifi bu ayrıma karşı durur ve yaratım ile yeniden yaratımın bir arada yürütüldüğü bir alan meydana getirmeye çalışır. Burada temizlikçiler sanat eserlerini çöp sanıp süpürmezler, çünkü sanatı yaratanlarla onların bakımını yapanlar aynı
kişilerdir – aynı zamanda birbirlerinin de bakımını yapan kişiler.
Kolektifi bir araya getiren gözlemlerden biri şudur: Kadınların bir alanda varlık göstermekte zorlanmalarının sebebi sıklıkla mevcudiyetlerini sağlayacak aletleri kullanmaktan ya da yeni becerileri denemekten çekinmeleridir. Yanlış bir şey yapmaktan, bu yanlışlardan dolayı yetersiz veya eksik olarak yargılanmaktan daha çok korkmaktadırlar. Genellikle ortamda bu korkuyu daha az hisseden, yeni bir şeyler denemekten daha az korkan ve daha çok özgüven sahibi biri bulunur – ve genellikle bu kişi erkek olarak toplumsallaşmış bir kişidir. Atina Kolektifi kadınlarda görülen bu korku ve özgüven eksikliğinin ortadan kalktığı, herkesin alışık olduğu faaliyet alanı dışında yeni şeyler denemeleri için cesaretlendirildiği alanlar yaratmayı hedefler. Ancak kolektif kendini idealleştirmekten kaçınır. Herkesin yeni şeyler denemeye cesaretlendirildiği – ve özellikle de normalde korkutulanların cesaretlendirildiği – ortamlar yaratmak, kişinin kendisine karşı da eleştirel bir mesafede kalmasını gerektirir. Aynı işi yapmanın farklı, fakat eşit ölçüde kabul edilebilir, son derece çeşitli
başka yolları olduğunu da kabul etmeyi gerektirir. Kolektif kendi bildiği yolun en doğru yol olduğunu iddia etmez. Deneyimini ve düşüncelerini paylaşır, başkalarının onunla paylaştıklarından öğrenir. Var olmanın ve çalışmanın başka yolları olduğunu tanımak için gayret eder – bu kendi idealinden uzaklaşmasını gerektirse de. Tüm bunlara paralel olarak, Atina Kolektifi hiçbir zaman sonuç odaklı değildir. Süreç odaklıdır. Önemli olan yalnızca ne yaptığımız değil nasıl yaptığımızdır. Üretebilmek kadar önemli olan bir diğer şey kendi kendimizi yeniden üretebilmektir – kendimize
ve birbirimize bakmak ve dayanışma içinde bir arada kalabilmek. Her şeyden önce bu bir yaratıcı ailedir zira ihtiyacımız olan şey budur – seven ve ilgilenen bir aile.
Fakat aynı zamanda kolektif aileden çok daha fazlasıdır, çünkü kendisi olmanın ne demek olduğunu sürekli düşünür. Herhangi bir sürekli iş bölümü barındırmaz ve farklı işler arasında özsel bir hiyerarşi tanımaz. Ayrıca net olarak tanımlanmış sınırları da yoktur. Bir işin yapım sürecine dahil olan herkes kolektifin “biz” tanımına dahildir.
İşlere katılanlar karar alım süreçlerine de katılırlar. Kolektife dahil olmak bir mertebe değil, bir pratiktir.

Atina Kolektifi Nedir?

Atina Kolektifi bir sanat kolektifidir.
Atina Kolektifi bir gün*, bir noktada*, bir araya gelmiş* bir grup kadının* birlikteliklerine devam etme, birlikte kalma arzusuna bir isim verme, beraber bir şeyler yapmanın pratiğini ve etiğini kurma çabasıdır. 
Beraber yapılan şeyler, sanattır.
EU_Flag-2
logo3

Bu websitesi Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Atina Kolektifi’ne aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

Atina Kolektifi Nedir?

Atina Kolektifi bir sanat kolektifidir.
Atina Kolektifi bir gün*, bir noktada*, bir araya gelmiş* bir grup kadının* birlikteliklerine devam etme, birlikte kalma arzusuna bir isim verme, beraber bir şeyler yapmanın pratiğini ve etiğini kurma çabasıdır. 
Beraber yapılan şeyler, sanattır.

BİR GRUP KADIN:
Atina Kolektifi bir grup kadını bir araya getirir. Bir grup kadın – zira cinsiyetin biyolojik bir tanımına bağlı kalmasak da bugünün toplumunda bir kategori olarak kadınların mevcut bulunduğunu ve bu kategori içerisinden toplumsallaşmanın kişinin duygu ve davranışlarını belirlediğini görüyoruz. Bu yüzden bir kadın kolektifi – bu kategorinin
içinden nasıl hareket edebileciğimizi görmek için. Kolektif bu bir grup kadının kimler olduğunu açıkça tanımlamak istemez, çünkü böyle
bir tanımın sonucunda hudutlar ve kimliklerin oluşmasından endişe eder. Kolektif kendini pratikler üzerinden gerçekleştirir, kolektifin içinde ya da dışında olmak da pratikler aracılığıyla gerçekleşir. Kolektif buluşmalarla meydana gelmiştir, buluşmalar aracılığıyla genişlemeyi umut eder.

BİR GÜN, BİR NOKTADA:
Kolektifin ne zaman başladığına dair herkesin verecek farklı cevapları olabilir. Ancak kolektifin ilk buluşmasının gerçekleştiği tarih Haziran 2017 tarihidir.
2017 ilk baharının ilk günlerinde Esra’nın ortaya attığı bir fikir: Bir grup kadın ve sadece kadın olarak toplaşıp kendi sanatımız ya da merakımız ile uğraşabileceğimiz, birbirimize öğretip birbirimizden öğrenebileceğimiz bir buluşma yapma fikri. Hayal, biraz izole bir yerde, şehir dışında, deniz kenarı ya da bir dağın tepesinde, sadece kendimize, birbirimize ve uğraşmak istediğimiz meşgalelere odaklanabileceğimiz bir yerde olmaktır. Buluşmadan herhangi bir sonuç almaya dair herhangi bir hedef konmayacaktır.
Esra bunu yıllar sonra Ankara’da yeniden karşılaştığı Sanem’e söyler. Sanem yalnızca bir yıl önce Paris’te tanışmış olduğu ve çok da iyi tanımadığı, fakat bu fikre bayılacağını bildiği Burcu’ya haber verir. Burcu Céline’e söyler, Céline Claire ile konuşur. Esra Çiğdem’e, sonra Perihan’a bu fikrinden bahseder. Bu arada Burcu ve Céline beraber yaptıkları bir iş için Diyarbakır’a gittiklerinde Güli’yle tanışırlar. O sıralar organize edilmekte olan ve adı “serbest üretim toplaşması” ya da “modest
feminist festival” olarak konmuş olan buluşmaya katılması için onu da ikna ederler.
İlk buluşma Balıkesir’in Güre ilçesinde, Burcu’’nun teyzesinin yazlığında gerçekleşir. Hava henüz serindir ve tatilcilerin kalabalığı Güre’ye henüz ulaşmamıştır. Bu buluşmayı özel kılan şeyler öncelikle pratiklerdir – dış dünyayla sınırlı ve ortaklaşa temas, erzakların hep birlikte ve ortak bütçeden alınması, ya da meyve toplamaya birlikte gidilmesi gibi. Sosyal medyanın ve telefon görüşmelerinin günün belli zamanlarına sınırlandırılması beden ve zihin olarak anda mevcut olmamıza yardımcı
olur. Bulunduğumuz yerde ve birlikteyizdir, birlikte olmanın meydana getirdiği meselelerle hep beraber ilgileniriz. Ancak bu buluşmanın kendisi kolektifi meydana getirmez. Bu buluşmanın kolektifin ilk buluşması olduğunu ancak geriye dönük bakışla biliriz. Buluşmanın sonunda,
yaşadığımız şeyi çok sevdiğimizden, bunun bizi çok iyi hissettirdiğinden ve bunu sürdürmek istediğimizden eminizdir; ancak bunu nasıl yapacağımızı bilemeyiz. Buluşmadan sonra uzun süre şu soruyu tartışırız: Şimdi biz neyiz? Zamanla bir kolektif olduğumuza karar veririz. Buna ne zaman ve nasıl karar verdiğimizi bir süre sonra unuturuz.

NEDEN KOLEKTİF
Hiç kimse bu birlikteliğe neden ve nasıl kolektif adının verildiği hatırlamamaktadır.
Mümkün olan bütün örgütlenme biçimlerini gözden geçirerek kolektif olmaya karar vermiş değiliz. Sevdiğimiz için bu kelimeyi seçtik ve şimdi o olmaya çalışıyoruz. Kolektif, anlamı tam olarak bilinmese de insanı kendine çeken o duygusal olarak yüklü kelimelerden bir tanesi. Seviyoruz ve yapıyoruz, performativiteye inanıyoruz.

NEDEN ATİNA
Kolektifin bir kısmı şimdi Atina’da yaşıyor olsa da Atina isminin kolektife verilmesi bu durumdan çok önce, şimdi Atina’da yaşayan kişilerin aklında Atina bir ihtimal olarak bile yokken gerçekleşti. Esra, Céline ve Sanem tanıştıktan kısa bir süre sonra, Nisan 2017’de, artık var olmayan Cyklopi işgalevinde düzenlenen Queer Feminist Bahar Festivali’ne katılmak için Atina’ya gelmişlerdi. Mesajlaşma uygulamalarından birinde, seyahat süresince haberleşmek için kurdukları gruba Atina ismini verdiler. Güre’de gerçekleştirilecek olan buluşma için hazırlanırken tanıştıkları, buluşmaya katılacak insanları bu gruba eklendi ve grup genişledi. Grubun isminin değiştirilmesi birkaç kez teklif edildiyse de bu değişiklik hiçbir zaman yapılmadı. Böylece Atina Atina olarak kaldı. Bazen şehirden mi yoksa kolektiften mi bahsettiğimizi netleştirmemiz gerektiğinde birine Atinuş, diğerine Atina diyoruz – hangi kelimenin hangisine referans verdiği her zaman net olmasa da.

BİR ARADA
İçinde yaşadığımız dünya son derece rekabetçi ve bireyci. Sanat dünyası için bu çok daha geçerli. Bireysel deha mitinin geçerliliği sürüyor. Çoğunlukla, sanatın – mümkünse dünyevi dertlerden azade olması gereken – bazı özel bireyler tarafından gerçekleştirilebilecek özel bir faaliyet alanı olduğuna inanılıyor. Ancak üretimi yeniden üretimden ayıran (ve ikinciye birinciden çok daha düşük bir değer atfeden)
bu düşünme biçimi dünyayı ikiye ayıran ve üremeyi, eğlenmeyi, yeniden üretimi, sürdürülebilirliği ve bakımı değersizleştiren ikili düşünme biçiminin bir başka formu. Atina Kolektifi bu ayrıma karşı durur ve yaratım ile yeniden yaratımın bir arada yürütüldüğü bir alan meydana getirmeye çalışır. Burada temizlikçiler sanat eserlerini çöp sanıp süpürmezler, çünkü sanatı yaratanlarla onların bakımını yapanlar aynı
kişilerdir – aynı zamanda birbirlerinin de bakımını yapan kişiler.
Kolektifi bir araya getiren gözlemlerden biri şudur: Kadınların bir alanda varlık göstermekte zorlanmalarının sebebi sıklıkla mevcudiyetlerini sağlayacak aletleri kullanmaktan ya da yeni becerileri denemekten çekinmeleridir. Yanlış bir şey yapmaktan, bu yanlışlardan dolayı yetersiz veya eksik olarak yargılanmaktan daha çok korkmaktadırlar. Genellikle ortamda bu korkuyu daha az hisseden, yeni bir şeyler denemekten daha az korkan ve daha çok özgüven sahibi biri bulunur – ve genellikle bu kişi erkek olarak toplumsallaşmış bir kişidir. Atina Kolektifi kadınlarda görülen bu korku ve özgüven eksikliğinin ortadan kalktığı, herkesin alışık olduğu faaliyet alanı dışında yeni şeyler denemeleri için cesaretlendirildiği alanlar yaratmayı hedefler. Ancak kolektif kendini idealleştirmekten kaçınır. Herkesin yeni şeyler denemeye cesaretlendirildiği – ve özellikle de normalde korkutulanların cesaretlendirildiği – ortamlar yaratmak, kişinin kendisine karşı da eleştirel bir mesafede kalmasını gerektirir. Aynı işi yapmanın farklı, fakat eşit ölçüde kabul edilebilir, son derece çeşitli
başka yolları olduğunu da kabul etmeyi gerektirir. Kolektif kendi bildiği yolun en doğru yol olduğunu iddia etmez. Deneyimini ve düşüncelerini paylaşır, başkalarının onunla paylaştıklarından öğrenir. Var olmanın ve çalışmanın başka yolları olduğunu tanımak için gayret eder – bu kendi idealinden uzaklaşmasını gerektirse de. Tüm bunlara paralel olarak, Atina Kolektifi hiçbir zaman sonuç odaklı değildir. Süreç odaklıdır. Önemli olan yalnızca ne yaptığımız değil nasıl yaptığımızdır. Üretebilmek kadar önemli olan bir diğer şey kendi kendimizi yeniden üretebilmektir – kendimize
ve birbirimize bakmak ve dayanışma içinde bir arada kalabilmek. Her şeyden önce bu bir yaratıcı ailedir zira ihtiyacımız olan şey budur – seven ve ilgilenen bir aile.
Fakat aynı zamanda kolektif aileden çok daha fazlasıdır, çünkü kendisi olmanın ne demek olduğunu sürekli düşünür. Herhangi bir sürekli iş bölümü barındırmaz ve farklı işler arasında özsel bir hiyerarşi tanımaz. Ayrıca net olarak tanımlanmış sınırları da yoktur. Bir işin yapım sürecine dahil olan herkes kolektifin “biz” tanımına dahildir.
İşlere katılanlar karar alım süreçlerine de katılırlar. Kolektife dahil olmak bir mertebe değil, bir pratiktir.

info@atinush.com

Atina Kolektif© 2019

sasd