Kahve Falı Atölyeleri

Kahve falı Atina Kolektifi’nin temel faaliyet alanlarından biridir. Kolektif kahve falı alışkanlığını ve bilgisini yaymak için çalışır. Peki neden? Yaptığımız başka birçok iş gibi bunun da önce teorisinin değil pratiğinin geldiğini söylemek gerekir. 

Evet, kahve falının ve genel olarak “batıl” denen inançların aşağılanması bugün bizi kahve falını benimsemeye yöneltiyor. Tek bir bilme biçiminin hakim kılındığı ve bu hakimiyete uymayan bütün bilgilerin reddedildiği durumdan memnun değiliz. Hegemonik epistemoloji bizi tatmin etmiyor. Neyi bilebileceğimizi ve neyi bilemeyeceğimizi söyleyen bu hegemonyanın bizim gerçekliğimize uymadığını düşünüyoruz. Daha çoğulcu, ihtimallere ve bilinmeyene daha açık bilme biçimleri geliştirmeye ihtiyacımız olduğunu hissediyoruz. Bu ihtiyacı karşılamanın ancak kendine ve başkalarına doğru açılmakla mümkün olacağını da hissediyoruz. Ancak kahve falı bakmamızın sebepleri bunlar değil. Kahve falı bakmayı sevdiğimiz için bu sebepleri üretmiş olmamız daha muhtemel. 

Kahve falı Atina Kolektifi için her zaman merkezi bir eylem oldu. İlk buluşmamızda bunun farkında değildik – Güre buluşması hakkında konuşmak için Esra ve Çiki’nin Ali Kemal Çınar sineması hakkında yaptıkları sunumun ardından Balat’ta birlikte oturduğumuz o gün telvesiz, duru Amerikan kahvesi içtik. Kahve falının anlam ve önemi Güre buluşması esnasında karşımıza çıktı. Uzun kahvaltılar, öğle yemekleri ve akşam kahveleri sonrasında fincanlar ters çevrildi. Masalarda ve sehpalarda uzun saatler kahve fincanlarının birbirimize okunması ile geçti. 

Önem önce, anlam sonra geldi. Kahve falının önemini görüyorduk. Bazen sırf sofradan kalkmamak, ortalığın toplanmasını biraz daha ertelemek için kahve falı baktık, bazen de talep ve ihtiyaç üzerine. Hayatlarımız hakkında fikir ve görüş almaya, güvenilir birilerinden bir şeyler duymaya ihtiyacımız vardı. Bütün kararların bize ait olduğu ve bilinmezliğin ortasında salındığımız bu dünyada başımıza neler geleceğine, neyi niye yaptığımıza dair birilerinden fikir almak istiyorduk. Terapistlere verecek paramız yoktu bazılarımızın, bazılarımızı ise terapist kesmiyordu. Daha keyfi, daha havai, daha özgür yanıtlar istiyorduk. 

Bu yanıtları bize kahve fincanını okuyan arkadaşlarımız veriyordu. Bize doğru gelen bir kısmet, kocaman bir balık, iki tane deniz yolculuğu, birkaç tane yol – biri kısa biri uzun. Hanenizde sevinç gözyaşları, temiz kağıt. 

Fal bir yandan terapi gibi. Bir yandan ise terapiden çok farklı. Çünkü terapistin tarafsızlık ideali falda geçerli değil. Tam aksi geçerli. Terapistin senin hayatın hakkında ilgisiz olması beklenir, onunla ilgili iyi ya da kötü bir dileği olmaması. Falda ise tam aksi geçerlidir: falına bakan kişi seni bilir, senin hayatınla ilgili bir hissiyatı ve bir dileği vardır. Tarafsızlık diye bir şey falda yoktur, fal baştan aşağı kişisel ve öznel yorumdan ibarettir ve böyle olması beklenir. Falcı seninle ilgili hissiyatından ve sizin ilişkinizden yola çıkarak konuşur seninle. Bu yüzden fal arkadaşlık ve güven ilişkisi gerektirir.

Belki de bu nedenle kahve falı Atina Kolektifi’nin favori bir faaliyeti haline gelmiştir – çünkü biz onu seçmedik, o bizi seçti.

info@atinush.com

Atina Kolektif© 2019

EU_Flag-2
logo3

Bu websitesi Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla Atina Kolektifi’ne aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

sasd